Tüm HABERLER
  • “USTA” İKÇÜ SAHNESİNDE…

    “USTA” İKÇÜ SAHNESİNDE… Sinema, dizi ve tiyatro oyuncusu Ahmet Yenilmez'in yazıp yönettiği, Sultan 2. Abdülhamid Han'ın şehzadelik günlerinden başlayıp son günlerine kadar olan dönemi anlatan "Usta" isimli tiyatro oyunu, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nde sahnelendi. 2'nci Abdülhamid'in ölümünün 100'üncü yılı anısına Ziraat Bankasının destekleriyle hazırlanan ve baba-kız ilişkisi üzerinden anlatılan oyun, İKÇÜ’lü sanatseverlerden yoğun ilgi gördü. Teknik ve dekor tasarımını Uğur Gürel'in üstlendiği ve yaklaşık 2 saat süren tek perdelik oyunda, Yenilmez ‘in yanı sıra Tilbe Germencik ve Zülfü Demirtaş rol aldı. Oyunu, İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Tokaç, Çiğli Kaymakamı Kaya Çıtak, Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Turan Gökçe, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Ertuğrul Deliktaş, Çiğli İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Yasin Hazar, ilçe protokolü, Ziraat Bankası yetkilileri, akademik ve idari personel ile öğrenciler izledi. Desteklerinden dolayı Ziraat Bankasına teşekkür eden Ahmet Yenilmez, 2'nci Abdülhamid Han'ı 81 vilayet ve 100 noktada turneyle anmak için yola çıktıklarını, İzmir'in 34'üncü durakları olduğunu söyledi. “Usta’yı canlandırdığım için mutluyum” Yenilmez, zor bir karakteri oynadığını aktararak, " Sultan Abdülhamid Han, Türkiye Cumhuriyeti devletinin özellikle yaşadığımız bugünlerin idrak edilmesi için iyi bilinmeli. Oyunda bugünlerde çok sıkıntısını çektiğimiz vefa duygusu üzerine bilinmeyen ve şu anda dizide anlatılan veya tarih kitaplarında okuduğumuzun dışında bilinmeyen bir Abdülhamid'i anlatıyoruz. Çok zor ve baskın bir karakter. Tamamen kendi sözleri, kızının sözleri ve yanında uzunca bir süre bulunan kişinin anılarından aldığım sözler. Oyunda canlandıramadığımız bazı şeyler var, mesela ağzına hiç kerpeten sokturmamış, dişini bile kendisi çekmiş. Dünya devlet adamları içerisinde en fazla fotoğraf arşivi olan bir siyasetçi. Böyle bir şahsiyeti oynadığım için mutluyum." dedi. Oyunun ardından 2’nci Abdülhamid Han temalı fotoğraf sergisi, fuaye alanında sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

  • İKÇÜ’DE NÖRO EKONOMİ TARTIŞILDI

    İKÇÜ’DE NÖRO EKONOMİ TARTIŞILDI Farklı konularda çalışan birçok araştırmacıyı bir araya getiren İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, ‘’Nöro Ekonomi’’ başlıklı bir konferansa ev sahipliği yaptı. Ege Üniversitesi, Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Emre Kumral, "Nöro Ekonomi" konulu konferansıyla İKÇÜ’ye konuk oldu.  Konferansı Rektör Prof.Dr. Mehmet Tokaç, Rektör Yardımcıları Prof.Dr. Turan Gökçe, Prof.Dr.Saffet Köse, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Ertuğrul Deliktaş, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ahmet Koyu, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Birol Celep, akademik ve idari personel ile öğrenciler takip etti. “Üniversitemizde nörobilim alanında çalışmalar başlattık.” Bu gibi bilimsel aktivitelere İKÇÜ olarak imza atmaktan büyük mutluluk duyduklarını söyleyen Rektör Prof.Dr. Mehmet Tokaç, günümüzde tek alanda profesyonelleşmenin yarattığı sorunsallara dikkat çekti. Rektör Prof.Dr. Tokaç, “Günümüzde "profesyonelleşme", bilimler arasındaki iş birliğini ve bağlantıyı koparabiliyor ve böylece bilimsel alanlar birbirinden ayrıştırılıp habersiz hale gelebiliyor. Özellikle de doğrudan kendi bilim dalları içerisinde çalışan insanlar için bu gerçekten ciddi bir sorun. Ek kaynaklardan beslenmeden ciddi bir sinerji oluşturmak da mümkün olmuyor. Onun için şimdi bugünkü toplantı aslında bunun çok güzel bir örneği olarak gözüküyor. Oldukça da ilginç bir konu olduğunu düşünüyorum. İnsan davranışlarının irdelenmesi zaten hep tarih boyunca oldukça ilgi görmüş ancak bu konudaki çalışmalar her zaman yeterli düzeyde olamamış. Fakat günümüzde bu çalışmalar çok hızlı bir ivme kaydediyor. Üniversitemizde bir nörobilim grubumuz var. Alt yapısı için de büyük bir proje veriyoruz. İKÇÜ olarak bu alana yavaş yavaş adım atmaya başladık. ” dedi. Yaratıcılık ile ekonomi arasındaki ilişki… Disiplinler arası çalışmaların her geçen gün giderek arttığına dikkat çeken Prof.Dr. Deliktaş, ekonomi ile yaratıcılık arasındaki ilişkiyi de beyinsel işlevler açısından irdeledi. Prof.Dr. Deliktaş, “Biz hep ekonominin tanımını verirken çeşitli tanımlar yaparız. Bu tanımlardan bir tanesi de ekonominin, kıt kaynakların alternatif kullanımlar arasında nasıl dağıldığını inceleyen bir bilim dalı olmasıdır. Amacı insanı mutlu etmektir. Şimdi burada zaten kendi içerisinde bakıldığı zaman bir seçim var yani alternatif var. Ekonominin en önemli tanımlarından birisi de ‘’ekonomi bir karar alma bilimi’’dir.  Hayatımız boyunca belirsizlik altında çeşitli kararlar alırız. Tüketiciler faydalarını maksimize etmek isterken, üreticiler ise karlarını maksimize etmek isterler ve bunun kararını almak isterler. Yatırımcılar nasıl yatırım yapılacağı ile ilgili kararlar verirler. Yine ekonominin çok önemli konularından birisi bildiğiniz gibi yaratıcılıktır. Yaratıcılık ise beynin en önemli faaliyetlerinden birisidir. Siz yeni bir ürün keşfedeceksiniz yeni bir ürün ortaya koyacaksınız, rekabetçi olacaksınız ve rekabetçi olduğunuz sürece de hem bireysel refahınız hem ülke refahınız hem de dünya refahına katkıda bulunacaksınız.” İşte bu nedenle yaratıcılık işinize tutku ile, aşkla bağlı olmayı gerektirir.” diye konuştu. “Üniversiteler ne kadar gelişirse ülke de o kadar gelişir.” Ege Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Emre Kumral ise konferansında batılı üniversitelerde bütün bilim dalları veya araştırma alanlarının hızla geliştiğini söyledi. Tüm alanlara büyük paralar aktarıldığını ifade eden Prof.Dr.Kumral, “Çünkü teknolojiyi arttırmak, yaratıcılığı arttırmak, üretimi arttırmak toplumu zengin hale getirmenin en temel itici gücüdür. Bir ülkenin üniversiteleri ne kadar gelişmiş ise o ülke o kadar gelişmiş oluyor.” dedi. “Dünya da Nöro Ekonominin farkına vardı.” Dünyada nöro ekonomi alanında son derece yaygın çalışmalar olduğunu fakat bunların çoğunun batı ülkelerinden gelme özellikle ABD kökenli olduğunu aktaran Prof.Dr. Kumral, “Avrupa’da bazı merkezler var ama Amerika’daki kadar gelişmiş değil. Doğu ülkelerinde Japonya’da birazcık bu işle uğraşanlar var ama bunların pek çoğunun kökeni Amerika’daki gelişmiş üniversitelerden kaynaklanıyor. Ege Üniversitesi’nde biz kardeş üniversitemiz olarak gördüğümüz Kâtip Çelebi’de de fiilen daha çok araştırma alanlarında çalışan arkadaşlarımızı, bilim adamlarını gördükçe; bizler de bu kadar zengin bir alanda insan davranışlarını, ekonomiyi, davranışlarımızın kökenini anlayan ve araştırma yapıp Nöro pazarlama ile piyasaya dönüştüren ağların kurulması gerektiğini görüyoruz.” diye konuştu.

  • İKÇÜ KARİYER HAFTASI ETKİNLİĞİ’NE İŞKUR’DAN TAM DESTEK

    İKÇÜ KARİYER HAFTASI ETKİNLİĞİ’NE İŞKUR’DAN TAM DESTEK İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Turizm Fakültesi’nce bu yıl ikincisi düzenlenecek, öğrencilerle sektörün önde gelen firmalarının buluşacağı “2.Kariyer Haftası” etkinliklerine Çalışma ve İş Kurumu İzmir İl Müdürlüğü de destek verdi. Etkinlik haftası öncesi aralıksız devam eden organizasyon çalışmaları kapsamında, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Atilla Akbaba ile Çalışma ve İş Kurumu İzmir İl Müdürlüğü Çiğli Hizmet Merkezi Müdürü Funda Özsan biraraya gelerek fikir alışverişinde bulundu. İstihdam, staj, iş başı eğitimi sağlayacak firmalar ile üniversite öğrencilerini buluşturacak İKÇÜ Turizm Fakültesi Kariyer Haftası proje ortaklığına ilişkin protokol taraflarca imzalandı. Protokole göre etkinlik öncesi ve sonrası faaliyetlerde destek verecek olan İŞKUR, İş ve Meslek Danışmanlarının öğrencilerle buluşmasını sağlayarak da kariyer desteği sağlayacak.   2.Kariyer Haftası Etkinlikleri hakkında Bugüne kadar 40’a yakın firmanın katılım sağlayacağını ilettiği “Turizm Fakültesi Kariyer Günü” 7 Mart 2018 Günü Saat: 10.00’da İKÇÜ’de “Üniversite Sektör İşbirliği ve Kariyer Basamakları” başlıklı panel ile başlayacak.  Panelin ardından İKÇÜ Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencilerinin şefliğe ilk adımının sembolü  “Önlük Giyme Töreni” gerçekleştirilecek. Tören sonrasında Fuaye Alanında yer alan standlarda sektör temsilcileri ile öğrenciler bir araya gelerek istihdam, staj, iş başı eğitimi hakkında görüşmeler yapabilecek. Hafta boyunca devam edecek öğrenci-sektör buluşmasında,  İzmir Çalışma ve İş Kurumundan İş ve Meslek Danışmanı Cemile Bingöl ve Anıl Uslu tarafından “İş Arama Becerileri” konulu seminer verilecek, “Konaklama, Seyahat ve Yiyecek İçecek” işletmeleri çeşitli günlerde gerçekleştirecekleri sunumlar ile öğrencilerle bir araya gelecek. Ayrıca Tüm Aşçılar ve Pastacılar Konfederasyonu tarafından “Güvenilir Eller Gıda Güvenliği Eğitimi” düzenlenecek. Hafta boyunca sağlanacak iş birlikleri ile sonraki dönemler için atılacak adımlar belirlenecek.    

  • Prof.Dr. Köse’den “Sünnetin Değeri Üzerine”

    Prof.Dr. Köse’den “Sünnetin Değeri Üzerine” İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektör Yardımcısı, İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Saffet Köse, “Sünnetin Değeri Üzerine” başlıklı bir konferans verdi. Sünnetin dindeki önemi ve vazgeçilmezliğini konu alan konferansı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Adnan Kaya, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ertuğrul Deliktaş, Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fikri Salman, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ahmet Koyu, İslami İlimler Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Genel Sekreter Nurettin Memur, Genel Sekreter Yardımcısı Enes Uzun, akademik ve idari personel ile çok sayıda öğrenci takip etti. “Modernlik, tanrı tahtına insanın oturtulmasıdır” Günümüzde modern kültürün, geleneksel değerleri aşındırarak ve geleneksel yapıları parçalayarak bağımsız bir insan tipi geliştirdiğini ve bununla da insanı, nefsi ile baş başa bıraktığını söyleyen Prof. Dr. Saffet Köse,  modernliği tanrının tahtına insanın oturtulması, insanın tahtına da nefsinin oturtulması şeklinde tanımladı. Bugünün insanının nefsi karşısında kontrol edebilecek iç mekanizmalardan yoksun bırakıldığını ve nefsin arzularına köle, hazcı bir insan tipi yarattığını kaydeden Prof. Dr. Saffet Köse,  bunun arka planında da kiliseye karşı geliştirilen tepkinin olduğunu aktardı: “Bu sürecin arkasında, Peygamber Efendimiz peygamber olmadan aşağı yukarı 300 sene kadar önce Roma’da devlet dini haline gelen Hristiyanlığın teokratik düzen etrafında dini ve devleti tekeline almasıyla yaşanan felaket süreci var. İşte modernlik denildiğinde kilisenin uygulamalarına bağlı olarak dine karşı gelişen tepki sonucu Aydınlanma dönemi ile birlikte dinin mabede hapsedilmesi süreci anlaşılmalıdır. O andan itibaren modernlik bütün geleneksel yapıları parçalayarak her bir parçayı ayrı bir birim olarak kurgulamış durumdadır. Aslında Kur’ân’ın Sünnetten ayrılmasının da birçok sebebi arasında bu da vardır.” “Modernite aile kavramını ayrıştırıyor” Modernitenin aile kurumuna olan etkisine de değinen Prof. Dr. Saffet Köse,  “Parçalanmış yapılara örnek olarak hepimizin yaşadığı örneklerden söz etmek mümkündür. Mesela bunlardan birisi ailedir. Ailede kadın ayrı bir varlık olarak tartışılıyor, çocuk ayrı bir varlık olarak tartışılıyor, koca ayrı bir varlık olarak tartışılıyor ve her bir parça diğerinden bağımsız olarak ayrıştırılıyor. Yapıyı birbirine bağlayan değerler sisteminden kopuk parçalar zinciri doğuyor, aidiyetler ortadan kalkıyor ve boşluğa düşen bu parçalar yani insanlar üzerinden yeni aidiyetler kuruluyor böylece kendine yabancılaşan bir insan tipi oluşturulmaya çalışılıyor. ”dedi. “Sünnete itibar etmek Kur’ân’ın emridir.” Kur’ân ve Sünnetin korunmuş olmasının Muhammed ümmetinin ayrıcalığı olduğunu kaydeden Prof.Dr. Köse,  diğer ümmetlerin ne kitaplarını ne de peygamberlerinin yaşantısını koruyabildiklerini belirtti. Prof.Dr. Köse, “Oysa hem Kur’ân-ı Kerîm bir harfi bile değişmeden korunmuş hem de onun açıklaması ve uygulaması anlamına gelen sünnet kayda geçirilerek muhafaza altına alınmıştır. Bunun da delili yine Kur’an’dır. Birçok ayet, Hz. Peygambere itaati, ona ittiba’ı, onun örnek alınmasını ve onun hakemliğine başvurulmasını emretmektedir. Bu kavramların hepsi Hz. Peygamberin tanındığını, bilindiğini ve sünnetinin yaşadığını açıkça ifade eder. Çünkü bilmediğiniz, tanımadığınız birisine itaat edemezsiniz, izinden gidemezsiniz, model alamazsınız, hakemliğine başvuramazsınız. Onun hakemliğine başvurmak hayatta iken bizzat kendisine, vefatından sonra da sünnetine başvurmak anlamına gelir. Ayrıca bu kavramların tamamı bilinçli şekilde izinden gitme anlamını taşımaktadır.”  dedi. “Sünneti dışlarsanız, insanlar Deizme gidiyor diye dövünürsünüz” Günümüz Müslümanlarının bir ezilmişlik ve yenilmişlik sendromu içinde yaşadığına dikkat çeken Prof.Dr. Köse, bunun etkilerinin akademik alanda Kur’ân, Sünnet ve geleneğimize yaklaşımda da kendini gösterdiğini söyledi. Prof.Dr. Köse, “Sonuçta komplekse girip Kur’ân-ı Kerîm’de modernlik ile çatışan ahkâmı tarihsellik üzerinden okuyup Arap örfü ile sınırlandırırsanız, Sünnete şüphe düşürürseniz, mezhepleri yok sayarsınız, boşluğa düşürdüğünüz insanların neden peygambersiz tanrı inancı anlamına gelen deizme kaydığını görüp dövünürsünüz.  O yüzden bu geleneksel yapıların kendi değerler bütünlüğü içerisinde kendi iç dinamiklerine göre ele alınması lazım. Modern kültürün zihninizi işgal ettiği değerler dünyası üzerinden bunları ele almaya çalışırsanız birçok sıkıntı yaşarsınız.” diye konuştu.  “Uluslararası hukukun kurucusu Peygamber Efendimizdir.” Günümüzde ortaya çıkan birçok hukuk teorisinin asırlarca önce Hz. Peygamberin bir hadisi üzerinden İslam hukukçularınca ortaya konulduğunu örneklerle aktaran Prof. Dr. Saffet Köse, Hz. Peygamber’in, hiç bir zaman ilk olarak savaşı başlatmadığını, savaşı haklı kılan bir sebep varsa; ordu komutanlarına sivil halka ve çevreye zarar verilmemesi konusunda sıkı talimatlar verdiğini bunun da takipçisi olduğunu söyledi. Hz. Peygamberin her şeyi yapabilecek kudretteki ordu ile Mekke'ye girdiğinde asla kan dökülmesine ve yağmalama yapılmasına müsaade etmediğini aktaran Prof.Dr.Köse,  “Sırf bu bile sünnetin değerini anlamaya yeter bir bilgidir. Hz. Peygamber, savaş esirlerinin bütün ihtiyaçlarının Müslümanlarca karşılanacağını, işkence yapılmayacağını, tecavüz edilemeyeceğini, tecavüzün Müslüman kadına yapılmış gibi değerlendirileceğini hükme bağladı. Bu hükümlerin bizzat takipçisi oldu.  İnsanlık bu hükümlere ancak 1907 Lahey, 1949 Cenevre sözleşmeleri ile ulaşabildi. Ama hiçbir zaman uygulanmadı. Sırf 1992 yılında Bosna-Hersek’de tecavüze uğrayan kadın sayısı 40.000’dir. Bu kadınlardan 15.000’i hamile kaldı. Aynı yıllarda Azerbaycan’ın Hocalı kentinde Ermeniler büyük katliamlar yaptı, bunların acısı hala yüreklerimizde. Bu sebeple uluslararası hukuku Kur’ân-Sünnet üzerinden Müslümanlar kurmuş ve bu da tek taraflı olarak uygulanmıştır. İnsanlık maalesef bugün bile bu noktaya gelememiştir.” dedi. “Afrin Harekâtındaki tavrımız sünnetin örneğidir” Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yürüttüğü Afrin Harekâtı ile ilgili Peygamberimizin sünneti üzerinden değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Saffet Köse, “Şimdi bizim askerlerimiz Afrin’de. Allah ordumuzu muzaffer kılsın. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ne diyor? ‘İstersek Afrin’e birkaç günde tankla gireriz. Ama sivillerin güvenliğini hesaba katıyoruz.’  diyor. İşte sünnet olan budur.” ifadelerini kullandı.

  • Haydi gençler Erasmus ile gidiyoruz!

    Haydi gençler Erasmus ile gidiyoruz! İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Dış İlişkiler Koordinatörlüğü, 2018 yılı Erasmus+ Programı başvurularıyla ilgili bilgilendirme toplantısı düzenledi. Toplantıda, İKÇÜ’lü gençlere Erasmus+ Programı ayrıntılarıyla aktarıldı.  Koordinatörlük görevlisi Özlem Soytürk tarafından Merkezi Konferans Salonunda gerçekleştirilen toplantıda öğrencilere, ERASMUS+ Öğrenim hareketliliği, staj hareketliliği, başvuru takvimi, anlaşmalı üniversiteler ile Erasmus+ Birim Koordinatörleri listesi başlıklarında bilgi verildi. Karşılıksız destek Program ülkelerindeki yararlanıcıların, dünyanın herhangi bir yerindeki yükseköğretim kurumlarında eğitim alma ve ders verme fırsatına sahip olduklarını kaydeden Özlem Soytürk,  “Erasmus Programı yükseköğretim kurumlarının birbirleri ile işbirliği yapmalarını teşvik etmeye yönelik bir programıdır. Sunulan hareketlilik olanağı ile katılımcılar değişik kültürleri tanıyıp, kendi kültürlerini tanıtma fırsatı bulurlar. Yabancı dillerini geliştirip, kariyer planlamalarında gelişmeler ve mesleki deneyimler kazanabilirler. Bu sayede Yükseköğretim kurumlarının birbirleri ile ortak proje üretip, kısa süreli öğrenci ve personel değişimi yapabilmeleri için karşılıksız mali destek sağlanmaktadır.” dedi. “Akademik başarı puanı artı dil puanı eşittir Erasmus Puanı” “Erasmus Proğramı kapsamında başvurular, izlenecek yollar, sınavlar, program öncesi ve sonrası yapılması gerekenler kısacası süreçteki tüm aşamalar için Dış İlişkiler Koordinatörlüğü olarak rehberlik etmekteyiz.”  diye konuşan Özlem Soytürk, programla ilgili şu bilgileri aktardı: “Öğrenim Hareketliliği, anlaşmalı olduğumuz üniversiteler ile gerçekleşebilirken, Staj Hareketliliği öğrencinin bölümü ile ilgili herhangi bir kurum veya kuruluşta gerçekleşebilmektedir. Öğrencilerimiz, akademik başarı puanı ve dil puanı ölçütünü sağladıkları takdirde,  oluşan Erasmus Puanı ile kontenjanlar dahilinde sıralamaya girerek; yurt dışında öğrenim görme ve staj yapma fırsatına sahip olabilmektedir. 22 Mart 2018 ise son başvuru tarihi.” dedi.   Erasmus+ Programına dair ayrıntılı bilgiye İKÇÜ Erasmus Kurum Koordinatörlüğü web alanından ulaşılabilir.  http://erasmus.ikc.edu.tr/

  • Bu uygulama kazaları önleyecek!

    Bu uygulama kazaları önleyecek! Güvenli Sürüş Mobil Uygulama Yazılım Sistemi ile Kaza Oranlarında Düşme Sağlanacak İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç.Dr. Ayşegül Alaybeyoğlu ile İKÇÜ Fen Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Öğrencisi Berat Can Şenel, trafik kazası riskinin ve kazalardan kaynaklı can ve mal kayıplarının azaltılması adına akıllı telefonlarda kullanılabilecek bir uygulama geliştirdi. Akıllı telefonlar üzerinde çalışan uygulama sayesinde araç sürücüsü, viraja 400 metre kala hızı konusunda uyarılıyor. Türkiye’deki ve dünyadaki trafik kazalarının önüne geçmek, yaralanma, can kaybı, araç hasarları gibi maddi ve manevi kayıpları minimuma indirgemek için yola çıkan, İKÇÜ Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç.Dr. Ayşegül Alaybeyoğlu ile İKÇÜ Fen Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans öğrencisi Berat Can Şenel, bilimsel olarak tescillenen bir akıllı telefon uygulaması geliştirdi. Uygulama, uluslararası kongrelerde kabul gördü, uluslararası indeksli (Science Citation Index) bir dergide değerlendirildi. Gerçek ortamda viraj yapılarında test edilen mobil yazılım uygulaması, yüksek başarı performansı gösterdi. Viraja 400 metre kala sürücüye yavaşla uyarısı! Yazılım hakkında bilgi veren İKÇÜ Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç.Dr. Ayşegül Alaybeyoğlu, “Araç kullanılırken çalıştırılan uygulama sayesinde sürücü önce rotasını belirliyor. Bu süreçte yol durumu ve virajlar tespit ediliyor. Yolun matematiksel hesabı yapılıyor. Viraja hangi hızla girilmesi gerektiği ve tehlike sınırları da uygulama tarafından belirlenmiş oluyor. Geliştirdiğimiz mobil uygulama güvenli sürüş yazılımı ile viraja 400 metre kala sürücüye uyarı gidiyor. Böylece sürücü viraja yaklaşmadan çok daha önce aracın hızını düşürebiliyor. Benzer uygulamalarda ise viraja gelindiğinde sürücüye uyarı gidiyordu. Bu açıdan bakıldığında yüzlerce metre öncesinde tehlikeli bir dönemeçten haberdar olan sürücü önlemini almış olacak.” dedi. “Aşırı hız kaynaklı trafik kazalarını önlemeyi hedeflemekteyiz.” diyen Doç.Dr. Alaybeyoğlu, “Sürücünün sadece navigasyon için bu uygulamayı çalıştırması yeterli. Araç kullanılabilen her yerde işimize yarayacak bir uygulama.” diye konuştu. “Uyarı sistemi hem sesli hem de görüntülü” Bulanık Mantık yöntemi ile geliştirdikleri yazılımın klasik yöntemlere göre çok daha iyi performans gösterdiğini kaydeden Doç.Dr. Alaybeyoğlu, “Yazılımın performans analizleri yapıldı. Gerçek viraj yapılarında test edildi. Hız derecelendirilerek sürücüye uyarı gidiyor. Örneğin, çok tehlikeli bir hızdasın, orta tehlikedesin ya da tehlike yok gibi ara değerlerle kullanıcıya uyarma şansımız var. Sürücüyü uyarılarla rahatsız etmeyelim ve dikkati dağılmasın diye de çok sık aralıklarla uyarmadık. Tehlikeli hız sınırlarına geldiğinde ses eşiğini de o ölçüde arttırdık. Kritik noktalarda ses de yükselmeye başlıyor.” dedi. “Tüm dünyaya yaymak istiyoruz” Akademik anlamda da uluslararası yayınlar aracılığıyla tüm dünyaya duyurmak adına çalıştıklarını ifade eden Doç.Dr. Alaybeyoğlu, “Aslında uygulamamızın performansı bilimsel olarak da tescillendi. Çalışmamız uluslararası kongrelerde kabul gördü, SCI indeksli dergide değerlendirildi. Sıra kullanıcıların bu sistemi telefonlarına indirebilmesi için dünyaca ünlü uygulama marketlerine yükleme işlemine geldi.” şeklinde konuştu. Fuzzy Logic Based Safe Driving Mobile Application              

  • “ORDUMUZUN YANINDAYIZ”

    İzmir'deki üniversitelerden 'Zeytin Dalı Harekatı'na destek açıklaması İzmir'deki 8 üniversite, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Suriye'nin Afrin bölgesindeki teröristleri etkisiz hale getirmek için başlattığı "Zeytin Dalı Harekatına destek verdi. İzmir'de bulunan 8 üniversitenin rektör, rektör yardımcısı ve dekanları Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Afrin'de PYD/PKK ve DEAŞ'a yönelik başlattığı "Zeytin Dalı Harekatı"na destek için bir araya geldi. Ege Üniversitesi'nin ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya; Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, Dokuz Eylül Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Erdal Çelik, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektörü Prof. Dr. Mustafa Güden, İzmir Bakırçay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Berktaş, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektör Yrd. Prof. Dr. Turan Gökçe, Yaşar Üniversitesi Rektör Yrd. Prof. Dr. Ali Nazım Sözer, İzmir Ekonomi Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmihan Bayramoğlu ile İzmir Demokrasi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cevdet Alptekin Kayalı katıldı. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak tarafından okunan kamuoyu açıklamasında harekâtın; Türkiye'nin uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan meşru bir hakkı olduğu vurgulandı. Açıklamada "İzmir'deki Üniversiteler olarak, ülkemizin geleceği için terör örgütleriyle canını hiçe sayarak mücadele eden ordumuzun; komuta kademesinin ve askerlerimizin her zaman olduğu gibi bugün de yanlarında olduğumuzu belirtiyoruz" dendi. E.Ü Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak tarafından okunan kamuoyu açıklaması şöyle: “Ege Üniversitesi, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, İzmir Ekonomi Üniversitesi, Yaşar Üniversitesi, İzmir Demokrasi Üniversitesi ve İzmir Bakırçay Üniversitesi olarak Afrin'e yönelik "Zeytin Dalı Harekâtı" na destek vermek ve tek yumruk olduğumuzu belirtmek üzere bir araya geldik. Ülkemizin birlik ve bütünlüğüne kasteden her türlü terör örgütünün faaliyetlerine karşı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin başlattığı "Zeytin Dalı" harekâtı evrensel hukuka uygundur. Zeytin Dalı Harekâtı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi terörle mücadele kararlan ile Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nde yer alan meşru müdafaa hakkı çerçevesinde başlatılmıştır. Dolayısıyla Suriye'nin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve siyasi birliğine saygı gösterilerek şanlı ordumuz tarafından sürdürülen bu harekât, meşru ve uluslararası hukuka uygundur. Bölgesinde güçlü bir aktör olan Türkiye'nin uluslararası barışa destek verebilmesi, bölgedeki terör tehditlerini bertaraf etmesiyle mümkündür. Türk Milletinden güç alan ordumuzun bölgede barış, huzur ve güven için başlattığı operasyonda muzaffer olacağına inancımız tamdır. “Askerlerimizin yanındayız” İzmir'deki Üniversiteler olarak, ülkemizin geleceği için terör örgütleriyle canını hiçe sayarak mücadele eden ordumuzun; komuta kademesinin ve askerlerimizin her zaman olduğu gibi bugün de yanlarında olduğumuzu belirtiyoruz. Bölgeyi terör örgütlerinden temizleyerek huzur, güven ve barış ortamını yeniden tesis etmek amacıyla Afrin'de başlatılan sınır ötesi harekatta şanlı ordumuza ve kahraman Mehmetçiğe muvaffakiyetler diliyoruz. Zeytin Dalı Harekatı'nda ve ülkemizin birliği ve bütünlüğü mücadelesinde şehit olan tüm askerlerimize Allah'tan rahmet, kederli ailelerine baş sağlığı diliyoruz. Kamuoyunun bilgisine saygıyla duyurulur.” Kamuoyu açıklamasını izlemek için tıklayınız

  • Dünyanın Akıl Hoca'sından Mesajınız Var!

     "Nasreddin Hoca ile Etkili İletişim ve İnsanları Tanıma Sanatı" İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Koordinatörlüğü ile Sağlık Bilimleri Fakültesi, İletişim Uzmanı Harun Emre Karadağ'ı ağırladı. Karadağ, "Nasreddin Hoca ile Etkili İletişim ve İnsanları Tanıma Sanatı" başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Seminere öğretim üyeleri, idari personel ve çok sayıda öğrenci katıldı. Etkinliğin açılış konuşması yapan İKÇÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bumin Dündar, iletişimin kamu kurumlarındaki önemine işaret etti ve konuşmacı Harun Emre Karadağ'a katılımı için teşekkür etti.    Etkili iletişim kurabilenlerin, mizah ve eleştirel düşünme becerilerinin de geliştiğini ifade eden Harun Emre Karadağ, “Eşeğine ters binen Nasreddin Hoca imgesi “dünyayı farklı yerlerden yorumlamanın, yaşamı tersinden okumanın, eleştirel bakışın” sembolüdür. Hoca, torunlarını bilgelik yolunda eğitirken; yaşamın tersten okunmasını ve soru sormayı öğreterek yola çıkar.” dedi. “Sen de haklısın!” Nasreddin Hoca’nın dünyada mizahın ve eleştirel bakışın ortak simgesi olduğuna işaret eden Karadağ,  “Sen de haklısın” sözü, her türlü ayrımı ortadan kaldırmak, yaşamı herkes için eşitlemek Nasreddin Hoca bilgeliğinin sembolüdür. UNESCO dünyada 1995 yılını Nasreddin Hoca Yılı ilan ederek, Nasreddin Hoca’nın insanlığın ortak mizah ve eleştirel bakış sembolü olduğunu tescil ve ilan etmiştir. Dünyanın aslında bizden, bizim değerlerimizden öğreneceği çok şey var. Nasreddin Hoca da bu değerlerimizden biri.” diye konuştu. “Dinleyen varsa konuş, konuşan varsa dinle!” Hocam, nasıl adam olunur? sorusunu, “Dinleyen varsa konuş, konuşan varsa dinle” şeklinde cevaplayan Nasrettin Hoca’dan alınacak çok büyük dersler olduğunu ifade eden Karadağ, “Kendi kültürümüzden, değerlerimizden beslenelim, aklımızdaki soruların cevabını Nasreddin Hocamızdan alabiliriz. Bu dönemin de liderlerini yetiştirebilecek bilgelik O’nda yer alıyor. Nasreddin Hoca tipi ve fıkra belleği, dili, etkili konuşmayı, iletişim kurmayı bugün dahi toplumumuza öğretmeye devam etmektedir. Bu nedenle Türk insanı kendini anlatırken sık sık Nasreddin Hoca’dan bahseder, Ona atıf yapar." dedi. Seminerde, "İletişimin Büyük Resmi" başlığı altında konuşma dili, beden dili, gönül dili, duygusal zeka, güven ve bulanık mantık konularına da değinen Karadağ, "Kişilikleri tanıyalım" başlığında popüler optimist, melankolik, güçlü klorik, barışçıl ve soğukkanlı kişiliklerin nasıl olduğunu çeşitli mizansenlerle anlattı.  

  • İKÇÜ’de ‘İzmir Exlibrisleri Sergisi’

    İKÇÜ’de ‘İzmir Exlibrisleri Sergisi’ İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nin en genç fakültesi olan Sanat ve Tasarım Fakültesi, “İzmir-700 Etkinlikleri” kapsamında hazırladığı, İzmir Exlibrisleri Sergisi’ni sanatseverlerle buluşturdu. İKÇÜ Sanat ve Tasarım Fakültesi, Görsel İletişim Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr.Uğur Bakan’ın açtığı sergiyi, Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Saffet Köse, Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Fikri Salman, İslami İlimler Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölüm Başkanı Prof.Dr.Muhsin Akbaş gezdi. Yrd.Doç.Dr.Uğur Bakan, Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Saffet Köse’ye Exlibris Sanatı ile ilgili bilgi vererek sergide yer alan eserlerini tanıttı. Prof.Dr. Köse ayrıca fakültenin resim atölyesini de gezerek; İKÇÜ’nün en genç fakültesine başarılı bir akademik hayat temennisinde bulundu. İzmir Exlibrisleri Sergisi, Tıp Fakültesi Anatomi Laboratuvarı Fuaye Alanı’nda 2 Ocak 2018 tarihine kadar açık kalacak.       Exlibris nedir?   Exlibris, kitabın sahiplik belgesi olarak tanımlayabileceğimiz, üzerinde kitap sahibinin ismi ile resim veya tipografik öğelerden oluşan, kitap kapağının içine yapıştırılan küçük boy, özgün grafik çalışmalardır. “…nın kitaplarından”, “…nın kitaplığından” anlamına gelen Exlibris, Latince kökenli bir kelime olup Türkçede de kullanılmaktadır. Kitapların iç kapağına yapıştırılan, üzerinde sahibinin isminin ve değişik resimlerin yer aldığı küçük boyutlu grafik çalışmalar, Avrupa’da 1400’lü yıllarda başladı. Kitabın kartvitizi ya da tapusu sayılan exlibris'e İngilizce ‘de ‘‘bookplate’’ denilmektedir. Exlibris, hem kitap sahibini tanıtıyor, hem de kitabı ödünç alan kişiyi geri getirmesi konusunda uyarıyor ve kitapları hırsızlara karşı koruyordu.   Bu dönemde büyük ve değerli kitap koleksiyonlarına sahip Ortaçağ manastırlarında kullanılan exlibrislere baktığımızda, sembolik görüntülerin yanı sıra kitabı ödünç alan kişiye kitabı koruması için yapılmış ricalar, kitabı geri getirmezse de şu tür tehditler içeren sözler yazılıydı: 'Bu kütüphaneden kitap çalanın elindeki kitap yılana dönüşsün ve onu ısırsın. Felç olsun ve tüm organları parçalansın. Acıyla yalvarsın, bağışlanmak için ve tamamen çözülene kadar ıstırap çeksin. Kitap kurtları İçini kemirsin. Son olarak da cehennemin alevlerinde yanıp sonsuza kadar yok olsun!' Tarihçesi 15'inci yüzyıla kadar uzanan exlibrisin Türkiye'deki oluşumu ise 1960'lara dayanıyor. 1960'lı yıllarda Gazi Eğitim Enstitüsü'nde dönemin resim öğretmenleri öğrencilerine exlibris yaptırmışlar ancak o günlerden kalan özgün bir örneğe ne yazık ki rastlanmıyor. Dünyada exlibrisleriyle bilinen bazı sanatçılar ise Albrecht Dürer, Paul Klee ve Edvard Munch. İlk ve en eski exlibris örneğine M.Ö. 1400 yıllarında rastlanıyor. Açık mavi renk bir fayans üzerine yapılan bu örneğin Firavun III. Amenofis'in kitaplığına ait olduğu sanılıyor.    

  • “Tüm Yönleriyle Kudüs Gerçeği”

    “Tüm Yönleriyle Kudüs Gerçeği” İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi “Tüm Yönleriyle Kudüs Gerçeği” konulu panele ev sahipliği yaptı. Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığına bağlı Enderun Öğrenci Topluluğu tarafından düzenlenen panelde, Kudüs’ün dinler için önemi, Mescid-i Aksa'nın durumu, tarihsel süreçte Kudüs’te yaşananlar ve günümüzde gelinen nokta masaya yatırıldı. Paneli, İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Tokaç, Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Turan Gökçe, Genel Sekreter Nurettin Memur, akademisyenler ile öğrenciler takip etti. Panelin Moderatörlüğünü İKÇÜ İslami İlimler Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Bahçekapılı üstlenirken; Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dinler Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bekir Zakir Çoban ile Uluslararası Genç Aktivistler Derneği Genel Başkanı Erkan Helvacı da panelist olarak görüşlerini aktardı. İlk panelist olan Doç. Dr. Bekir Zakir Çoban, Kudüs’ün dinler için önemi üzerinde durarak tarihsel süreçte Yahudi kavimlerin Kudüs’le ilişkileri ve Hristiyanlar ile Yahudiler arasındaki husumetleri aktardı. Siyonizm’in ortaya çıkışını,  Arap-İsrail savaşlarını, 1917, 1947 ve 1967 tarihlerinin Yahudiler için önemini anlatan Çoban, Kudüs’ün Müslümanlar için önemine değindi. Doç.Dr. Çoban, Müslümanların Kudüs’ün fethinden sonra diğer dinlere adil davranışlarını tarihsel verilerle ortaya koydu.  Panelde konuşan, Uluslararası Genç Aktivistler Derneği Genel Başkanı Erkan Helvacı da Mescid-i Aksa’da yaşananları ele aldı. Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın neden Müslümanlar için çok önemli olduğunu anlatan Helvacı, Filistin halkının uzun yıllardır bir dram yaşadığını, Kudüs ve Mescid-i Aksa’da yaşanan olayların dünyaya farklı anlatıldığını söyledi.  Helvacı; “Kudüs ve Mescid-i Aksa Müslümanlarındır. Ancak Mescid-i Aksa şu an bölünme planları, saldırı ve işgallerle karşı karşıyadır. Ayrıca İşgalci İsrail tarafından altına kazılan tüneller nedeniyle yıkılma tehlikesi bile gündeme gelmiştir.” dedi. Helvacı, Kudüs’ün ayrılmaz bir bütün olduğunu ve bağımsız Filistin’in başkenti olarak kalacağının altını çizdi.  

  • İKÇÜ BASKETBOL TAKIMINDAN BÜYÜK BAŞARI

    İKÇÜ BASKETBOL TAKIMINDAN BÜYÜK BAŞARI İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Basketbol Takımı, Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu tarafından düzenlenen Basketbol 2.Lig Grup Maçlarında büyük bir başarıya imza attı. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde gerçekleşen Grup Maçlarında, 3 galibiyet bir mağlubiyet alarak başarılı maçlara imza atan İKÇÜ Basketbol Takımı, grup ikincisi olarak kupa kaldırdı. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Erkek Basketbol Takımının yer aldığı grupta, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Kocaeli Üniversitesi, Alanya Keykubat Üniversitesi ile Bursa Teknik Üniversitesi mücadele etti. Grup maçlarında birinci Kocaeli Üniversitesi, ikinci İKÇÜ, üçüncü ise İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Basketbol Takımları oldu. SKS Daire Başkanlığı, Spor Biriminden Özgür Kip’in Koordinatörlüğünde, dört müsabakadan üç galibiyetle ayrılan İKÇÜ takımını tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.

  • "SAĞLIK YÖNETİMİ VE GELECEĞİ"

    "SAĞLIK YÖNETİMİ VE GELECEĞİ" Sağlık Yöneticileri Günü dolayısıyla Sağlık Mensupları Dayanışma Toplum Sağlığı ve Çevreyi Koruma Derneği ( SAĞLIK-DER), İzmir İl Sağlık Müdürlüğü ile İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nin ortaklaşa organize ettiği "Sağlık Yönetimi ve Geleceği" Sempozyumu İKÇÜ Atatürk EAH’de yapıldı. Sempozyumu, İzmir Vali Yardımcısı Nihat Kaynar, İKÇÜ Rektörü Prof.Dr. Mehmet Tokaç,  İKÇÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökhan Köylüoğlu, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Bumin Nuri Dündar, İzmir İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Bediha Salnur, Sağlık-Der İzmir Şube Başkanı Hikmet Güler, akademisyenler, hastane yöneticileri, başhekimler, sağlık çalışanları ve dernek üyeleri izledi. Sempozyumun moderatörlüklerini, İKÇÜ Rektörü Prof.Dr. Mehmet Tokaç ile Dokuz Eylül Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Öğretim Görevlisi, Sağlık Derneği Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Oktay Tarhan üstlendi. Sempozyuma konuşmacı olarak İKÇÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökhan Köylüoğlu, İKÇÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Nuri Dilek, İzmir İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Bediha Salnur, İKÇÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Sağlık Kuruluşları Yöneticiliği Anabilim Dalı Bölüm Başkanı Doç Dr. Levent Kıdak, İI Sağlık Müdür Yardımcısı Şaban Koçoğlu, S.B.Ü.  İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Doç Dr. Ahmet Deniz Uçar katıldı. Katılımcılar, “Sağlıkta Personel Yönetimi ve Memnuniyeti”, “Hastaneleri Kimler Yönetmeli?” gibi konularda sunumlar gerçekleştirdi.

  • İZMİR’DE FUTSAL ŞÖLENİ

    İKÇÜ GALİBİYETLE BAŞLADI Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu tarafından düzenlenen FUTSAL 2.Lig Grup Müsabakaları, 11 Üniversiteden 13 takımın katılımıyla İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ev sahipliğinde coşkuyla başladı. Yeni Spor Salonunda gerçekleştirilen maçların açılış törenine İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Turan Gökçe, Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Temsilcisi Prof. Dr. Turgut Kaplan, İKÇÜ Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanı Akif Savaş, Spor Birimi Şube Müdürü Yasin Demirel,  Kültür Birimi Şube Müdürü Fatih Can ile çok sayıda sporsever İKÇÜ’lü katıldı. Açış konuşmasını gerçekleştiren İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Turan Gökçe, “2010 yılında kurulmuş olan üniversitemiz kısa zaman zarfında fiziki ve araştırma alt yapısını oluşturarak eğitim ve öğretime başladı. Akademik faaliyetler için ihtiyaç duyulan alt yapı ile birlikte, öğrencilerinin sportif etkinliklerini gerçekleştirebilecekleri tesislerin inşasını da ihmal etmeyen üniversitemiz, kısa zamanda inşa edilen bu spor salonunda başlattığımız FUTSAL müsabakalarına ev sahipliği yapmanın gurur ve mutluluğunu yaşıyor. Bütün takımlarımıza başarılar diliyorum.” dedi A Grubundaki ilk maçını Gebze Teknik Üniversitesi ile gerçekleştiren İKÇÜ rakibini 8-3’lük skorla yenerek müsabakalara galibiyetle başladı.  İKÇÜ akademik ve idari personeli, Çelebi Anaokulunun minikleri ile çok sayıda öğrencinin de katılımıyla başlayan FUTSAL Şöleni, 22 Aralık tarihinde oynanacak final maçlarıyla sona erecek. Kadın ve Erkek FUTSAL takımlarının yer aldığı gruplarda, Trakya Üniversitesi, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi, Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Bursa Teknik Üniversitesi, Yalova Üniversitesi, Kırklareli Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Uludağ Üniversitesi, Gebze Teknik Üniversitesi, Çankırı Karatekin Üniversitesi,Doğu Akdeniz Üniversitesi olmak üzere toplam 11 Üniversite’den 13 takım mücadele ediyor.  

  • İzmir’in 700 Yılı Gülzâr-ı İzmir ile canlandı

    İzmir’in 700 Yılı Gülzâr-ı İzmir Konseri İle Canlandı   İzmir’in 1317’de Aydınoğlu Mehmet Bey tarafından fethinin 700. yıldönümü münasebetiyle bir dizi etkinlik gerçekleştiren İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, bunu “Gülzâr-ı İzmir” Konseriyle taçlandırdı. Ege Üniversitesi Devlet Türk Müziği Konservatuarı Klasik Türk Müziği Korosu ve İzmir Devlet Klasik Türk Müziği Korosu’nun katkılarıyla hazırlanan konserde İzmir’in 700 yıllık birikimi sergilendi. Ege Üniversitesi Devlet Türk Müziği Konservatuarı Öğretim Görevlisi Halil İbrahim Yüksel’in yönetiminde gerçekleştirilen konserde İzmirli bestekârların eserlerinden seçilen birbirinden değerli şarkılar icra edildi. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Turan Gökçe, yaptığı açış konuşmasında, kadim bir şehir olan İzmir’in 700 yıllık kültür ve medeniyet birikiminin İzmir’in gündemine taşınarak, şehirli ile paylaşılmasının önemine işaret etti. Gülzâr-ı İzmir konserinin de söz konusu birikimin musikimize yansıyan boyutunun İzmirlilerle paylaşılması için düzenlenmiş olduğunu belirtti. Yoğun ilgi göstererek salonu dolduran ve İzmir’in Klasik Türk Müziğine yapmış olduğu önemli katkıya şahit olan misafirlerin aynı zamanda yaşayan bestekârları da aralarında görme şansını yakalamış olmaktan memnun olduklarını ifade eden Gökçe sözlerini şöyle tamamladı; “Sizleri İzmir’de kesintisiz 700 yıldır devam eden hikayemizi, ihtiyar çınarların eserlerinden dinlemek üzere, koromuzla baş başa bırakırken, yaşadığımız şehir, güzel İzmir’i bizlere kazandıranların öncüsü olan Çaka Bey’i; Türk hâkimiyetini daimi hale getiren Aydınoğlu Mehmet Bey’i, Gazi Umur Bey’i, Emir Timur’u ve Yunan işgalinden sonra esaretten kurtuluşun ve kuruluşun sembolü müstesna bir şehir konumunda değerlendiren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü sonsuz saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.”     Rektör Prof. Dr. Mehmet Tokaç ise İzmir'in çok kültürlülük yönünün ülkemize sunduğu katkıya dikkat çekti. Prof. Dr. Tokaç, “İzmir birçok kültürü bünyesinden barındıran, insanların barış içinde yaşadığı, dünyaya örnek bir şehirdir. Bir İzmirli olarak İzmir ile gurur duyuyorum.” diye konuştu. Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosundan Mehmet Güntekin’in İzmirli bestekârların birbirinden kıymetli eserleriyle Türk müziğine yaptığı katkı hakkında doyurucu bilgi aktardığı sunumuyla gerçekleşen konser, ayakta alkışlayan İzmirlilerden tam not aldı.  “İzmir’in 700 Yılı” etkinlikleri kapsamında düzenlenen konser, plaket ve çiçeklerin takdim edildiği teşekkür töreni ile sona erdi.

  • 700 Çocuk Sağlığı Gönüllüsü İKÇÜ’de buluştu

    700 Çocuk Sağlığı Gönüllüsü İKÇÜ’de buluştu  ‘Sağlıklı Büyüyen Çocuk’ Sempozyumu’nun üçüncüsü, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Büyüyen Çocuk Derneği, SBÜ Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Kliniği iş birliği ile İKÇÜ ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Çocuk sağlığını etkileyen çevresel faktörlerin ele alındığı sempozyuma 700’e yakın sağlık profesyoneli katıldı. Açılışı çocuklar yaptı Sempozyumun açılışını çocuklar yaptı. 2017 Türkiye Şampiyonu Şavkar Jimnastik Spor Kulübü Aerobik Takımı Gösterisi ile başlayan sempozyumda, ‘Çocuk Gözüyle Doğa’ temalı hazırladığı resim sergisi ile 9 yaşındaki Mehmet Eren Efeler büyüklere önemli mesajlar verdi. Down Sendromuna yönelik algıları değiştiren, hastalığın yarattığı hasarların çalışarak yenilebileceğinin en güzel kanıtı olan Robert Cem Osborn da sempozyum da kendi hayat hikayesinden kesitler paylaştı. Çevresel faktörler yakından ilgili Sempozyumunu eş başkanlığını SBÜ Tepecik EAH Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği’nden Doç. Dr. Mehmet Helvacı ile İKÇÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi’nden Doç.Dr. Hatice Yıldırım Sarı üstlendi. Açış konuşmasını gerçekleştiren Sempozyum Başkanı Prof.Dr. Bumin Nuri Dündar, çevresel faktörler ile çocukluk çağı hastalıkları arasındaki yakın ilişkiye dikkat çekti. Prof.Dr. Dündar, “Çocuk sağlığı gönüllülerini İKÇÜ’de ağırlamanın gururunu yaşıyoruz. Son yıllarda etkisi giderek artan çevresel faktörlerin çocuklarımızın sağlığına etkilerini tüm yönleriyle tartışacağız. Bu anlamda bu etkinliğimize emek veren tüm çalışma arkadaşlarıma, konuk akademisyenlerimize, öğrencilerimize teşekkür ediyorum.” dedi. Tepecik EAH-İKÇÜ güç birliği İKÇÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökhan Köylüoğlu da Çocuk Kliniğinin imza attığı başarılı bilimsel çalışmalara dikkat çekti. Prof.Dr. Köylüoğlu, “ Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi eğitim görevlileriyle birlikte yakalanan sinerji ile hem bilimsel araştırmalar hem eğitim anlamında örnek teşkil edecek bir sempozyum yaptıklarına şahit olmaktan gurur duyuyoruz” diye konuştu. Basının görevi büyük İKÇÜ Rektörü Prof.Dr. Mehmet Tokaç bilimsel etkinliklerin akademik platformlarda kalmaması gerektiğine dikkat çekti. Prof.Dr. Tokaç, bu bilgilerin topluma yansıması gereken boyutunda basının üstlendiği misyona işaret etti. Prof.Dr. Tokaç, günümüzde sağlıklı büyümeyi giderek zorlaştıran birçok etmenle çocukların muhatap kaldığını söyledi. Prof.Dr. Tokaç, “Bir oyuncak içinde zehir olduğunu aktaran haberleri izliyoruz.  Günlük hayatınızda bir çocuğa bir çikolata alsanız, bir oyuncak alsanız, başlı başlına büyük bir sorun. Çocukların fiziki aktiviteleri çok kısıtlı, obezite başlı başına ciddi bir sorun.” dedi. Sempozyuma sunumlarıyla katkı sağlayan akademisyenler, çevresel faktörlerin çocukların ruhsal ve bedensel sağlığına etkisi, çevresel faktörlerin tespiti, gıda katkı maddeleri, beslenme, çocuk hakları gibi birçok önemli başlıkta bilgiler aktardı.               SEMPOZYUM PROGRAMI  ‘Gıda Katkı Maddeleri’ Fatih Gültekin (SBÜ, TUBA Üyesi) ‘Çevre ve Çocuk: Gebelikten Erişkinliğe’ Oturum Başkanları: Ece Böber, Esra Arun Özer Çevrenin Fetüs ve Yenidoğan Sağlığına Etkileri         M.Yekta Öncel, (İKÇÜ) Çevre Büyüme, Diyabet, Obezite İlişkisi:Endokrin Bozucular Gönül Çatlı, (İKÇÜ) Çevre ve Mikrobiyata       Dilek Yılmaz Çiftdoğan, (İKÇÜ) ‘Çevre ve Çocukluk Dönemi Hastalıkları’ Oturum Başkanları: Salih Kavukçu, Önder Yavaşcan Astım ve Alerji Açısından Çevre ve Çevre Kontrolü  Hasan Yüksel, (CBÜ) Aşı karşıtlığı ve Gerçekleri               Tolga İnce, (DEÜ) Çocukluk Çağı Zehirlenmeleri         Ali Kanık, (İKÇÜ) Yenidoğanda Akılcı Antibiyotik Kullanımı Melek Akar, (SBÜ) Elektronik Cihazlar ve Çocuk Sağlığı Oturum Başkanları: Nurettin Ünal, Barış Malbora Elektromanyetik Alanın Zararlı Etkileri        Selçuk Çömlekçi, (SDÜ) Çevre ve Beslenme Adem Aydın, Hurşit Apa Erken Dönem Beslenme ve Çevresel Faktörlerin Etkileri          Ömer Erdeve, (Ankara Tıp) Anne Sütü ve Çevresel Faktörler     Oya Baltalı (SBÜ Tepecik EA.) Çocukluk Döneminde Sağlıklı Beslenme Kuralları    Maşallah Baran (İKÇÜ) Çocukluk Döneminde Tuz Kullanımı           Belde Kasap Demir (İKÇÜ) Sosyal Çevre Oturum Başkanları: Nihal O. Dündar, Cem Karadeniz Medya ve Çocuk Sağlığı  Gonca Özyurt, (İKÇÜ) Adölesan ve Sosyal Çevre                Kayı Eliaçık, (SBÜ Tepecik EA) Ev Kazaları          Murat Anıl, (SBÜ Tepecik EA) Çocuk Hakları    : Candan Öztürk(YDÜ) Hasta Çocuk Hakları:       Diler Aydın(Ban. OEÜ) Doç. Dr. Günsel Başer Anısına Oturum Başkanları: Zeynep Conk, Suzan Yıldız Çocukken ve Gençken Haklarım   Robert Cem Osborn, Gün Bilgin Pediatri Kliniklerinde Güvenli Çevre Oturum Başkanları: Bahire Bolaşık, Hacer Rastgel Pediatri Kliniklerinde Nasıl Yapılmalıdır?    Zehra Doğan (İKÇÜ) Güvenli Klinik Çevre Açısından İlaçlar, Radyoaktif Maddeler:             Beste Özgüven Öztornacı (İKÇÜ) Çocuk Bakımında Kullanılar Ürünler:          Betül Yavuz (Dumlupınar Ü.) Pediatrik Kritik Bakım Alanlarında Güvenli Çevre Oturum Başkanları: Zümrüt Başbakkal, Ayşe Berna Anıl Yenidoğan Ypğun bakım Ünitelerinde Güvenli Çevre:             Gönül Aslan (Çiğli Bölge EA) Çocuk Yoğun bakım Ünitelerinde Güvenli Çevre:     Saime Yıldırım (Behçet Uz EA) Çocuk Acil Ünitelerinde Güvenli Çevre:        Sema Kaplan (Tepecik EA) Oturum Başkanları: Berrak Sağıroğlu, Can Öztürk Çocuk Beslenmesinde İşlenmiş Ürünler        Dilek Ongan (İKÇÜ) Çocukluk Döneminde Fiziksel Aktivite: Ne zaman, Nasıl?      Derya Özer Kaya (İKÇÜ) Pediatrik Kliniklerde İyileştirici Çevre Oturum Başkanları: Dilek Ergil, Serpil Şeker Masaj:   Hatice Bal Yılmaz (Ege Ü.) Müzik Terapi:      Selmin Şenol (Ege Ü.) Pediatri Kliniklerde Oyun: Hatice Başkale (Pamukkale Ü) Hayvan Destekli Terapi:   Gonca Muslu (Muğla SKÜ)  

  • Öğrenci perspektifinden Hz. Peygamber’in Örnekliği

    “Öğrenciler anlattı, hocaları dinledi.” Öğrenci perspektifinden Hz. Peygamber’in Örnekliği İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Mevlid-i Nebi Haftası dolayısıyla ortak bir panel düzenledi.  ‘Hz.Peygamber’in Örnekliği’ başlığında düzenlenen panelde bu kez öğrenciler panelist oldu, hocaları da onların yorumuyla Hz.Peygamber’in hayatını dinledi. Önce İKÇÜ’de ardından DEÜ’de düzenlenen panellere İslami İlimler Fakültesi Öğrencileri, İhsan Bölükbaşı, Aynur Doğan, Ahmet Şimşek, Emre Öztürk panelist olarak katıldı. Panellerin Moderatörlüğünü ise İKÇÜ İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Saffet Köse ile DEÜ İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Hakkı Şah Yasdıman yaptı. Etkinliği, Rektör Prof.Dr.Mehmet Tokaç, Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Turan Gökçe, İzmir İl Müftüsü Prof. Dr. Ramazan Muslu, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci takip etti. “Öğrencilerimizin dilinden Peygamber Efendimizi anıyoruz.” Panelin açış konuşması gerçekleştiren İKÇÜ Rektör Yardımcısı, İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Saffet Köse, Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ile böylesine önemli bir haftada bir etkinlikte buluşmaktan duydukları mutluluğu paylaştı. Prof.Dr. Köse, “Öğrencilerimizin dilinden efendimizi anlamaya, anmaya, yaşamaya çalışacağız. Böylece iki fakültenin öğrencileri, hocaları ve iki fakülte arasındaki kurumsal ilişkinin güzel bir örneğini de sunmuş oluyoruz.” dedi. “İzmir’de örnek bir protokol.” DEÜ İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Hakkı Şah Yasdıman da İKÇÜ İslami İlimler Fakültesi, DEÜ İlahiyat Fakültesi, İzmir Valiliği, İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Müftülüğü ’nün ortak protokolle birçok etkinlik gerçekleştirdiklerine dikkat çekti. Prof.Dr. Yasdıman, “Böylece dört milyonluk İzmir’de din hizmetlerinde bulunan, gerek fakültelerimiz gerekse ilgili kurumlarımızın birlikte hareket ettiğini kamuoyuna göstermek istiyoruz. Bunu son derece önemsiyoruz.” diye konuştu. “Görmediği ümmetine dahi büyük bir merhametle yaklaşan bir Nebi.” Panelist olarak konuşan İhsan Bölükbaşı, Aynur Doğan, Ahmet Şimşek, Emre Öztürk, Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV)'in örnek kişiliğini ve hayat tarzını, bütün insanlığa, fert, aile ve toplum yapısına aktarmaya büyük ihtiyaç olduğunu vurguladı. O’nun söz, davranış ve uygulamalarıyla insanlık tarihine benzeri bulunmayan bir hayat tarzı ortaya koyduğunu aktaran öğrenciler, Hazreti Peygamber’in kendi hayatında hem ailesine, hem ashabına hatta görmediği ümmetine dahi büyük bir merhametle yaklaştığına işaret etti.  Konuşmalarda, O’nun örnekliğine her zamandan fazla ihtiyacımız olduğu dile getirildi.  

  • "Birlikteyiz, Farkındayız!"

    "Birlikteyiz, Farkındayız!" İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi 3 Aralık Dünya Engelliler Günü vesilesiyle,  İzmir Büyükşehir Belediyesi iş birliği ile "Birlikteyiz, Farkındayız!" etkinliğine ev sahipliği yaptı. İKÇÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi, Sosyal Hizmet Bölümü’nün organize ettiği etkinlikte sahne alan dünyada sadece otizmli bireylerden kurulmuş tek koro ve orkestra olma özelliği taşıyan, İzmir Otizm Orkestrasının (İZOT) konseri ayakta alkışlandı. Wheel Chair Dance Project Tekerlekli Sandalye Dans Grubu ise muhteşem bir dans gösterisine imza attı. Etkinliği, Rektör Prof. Dr. Mehmet Tokaç; İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Sırrı Akdoğan; İKÇÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bumin Nuri Dündar, Dekan Yardımcıları Doç. Dr. Yasemin Tokem (Hemşirelik Bölüm Başkanı) ve Doç. Dr. Derya Özer Kaya (Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı), Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Melike Tekindal; İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelli Hizmetleri Şube Müdürü Mahmut Akkın; Engelsiz Sanat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Özşeker, öğretim üyeleri, STK temsilcileri ile çok sayıda öğrenci takip etti. “Kutlama değil, farkındalık kazandırma.” Etkinliği, kutlamadan ziyade farkındalık kazanma ve kazandırma amacıyla düzenlediklerini kaydeden İKÇÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Melike Tekindal, sosyal hizmet mesleğinin engellilikle olan ilişkisinden bahsederek; engelli bireylere sosyal adalet ve insan hakları çerçevesinde yaklaşılması gerektiğini; engellilere yönelik bakım ve rehabilitasyon hizmetleri, evde bakım çalışmaları, ailelerine yönelik danışmanlık ve destek hizmetlerinin artırılması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin engelli politikasına ait verilen güncel olmadığına da işaret eden Tekindal, “Türkiye’nin engelli politikasına ait verilen 2011 yılına ait. O verilere göre ülke nüfusumuzun yüzde 6,6’sının en az bir engeli var. Bu kadar büyük nüfus grubunu görmezden gelemeyiz. Onları görelim, içten dinleyelim. Hayata onların perspektifinden bakalım. Hepimizin bir gün engelli olabileceğimizi unutmayalım. Engelli birey yoktur, engellenmiş birey vardır” dedi. “İnsanı insan yapan ne bedeni, ne de kılık kıyafetidir.” İKÇÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bumin Nuri Dündar da ‘İnsan yaratılmışların en şereflisidir.’ inancına sahip bir dinin mensupları olarak insanı insan yapan değerlerin önemine vurgu yaptı. Dekan Prof. Dr. Dündar,  “İnsanı insan yapan ne bedeni, ne kılık kıyafeti ne de bulunduğu konumdur. Hepimiz görüyoruz, kılık kıyafeti yerinde, düzgün bir konumda ama ne vatana ne millete bir faydası olmayan hatta zararı dokunan birçok kişi var.  İnsanı insan yapan kalbidir, kişiliğidir, ruhudur. Engelli olmak bir engel değildir. Engelli olup insanlığa büyük faydalar sağlamış Edison, Beethoven, dünya çapında eserleriyle ölümsüzleşen Âşık Veysel, Cemil Meriç’i hatırlayalım. Hoşgörü, hayatımızın her alanında bize rehber olmak zorundadır. Engellilerimizle ilgili son yıllarda güzel şeyler yapılıyor. Artarak devam etmesi temennisindeyiz.” diye konuştu. “Engelli dostu kent: İzmir” İKÇÜ’ye konuk olan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Sırrı Akdoğan ise belediye olarak üzerlerine düşen görevi sorumlulukla yapmaktan gurur duyduklarını söyledi. Dr. Akdoğan, “İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak gerçekten bu iş ile en çok ilgilenen en çok emek sarf eden en çok imkân ayıran bir belediyeyiz. Bundan da çok mutluyuz. Engelliler Şube Müdürlüğünü kuran bir belediyeyiz. Büyükşehir Belediyesi olarak engelliler konusundaki çalışmalarımızda Türkiye genelinde çok önemli bir yere geldik. 2005 yılında Başbakanlık tarafından engelli dostu kent seçilmiştik. Bu bizim en büyük gururumuzdur. Bu ünvanı alan kentin durması yakışık almaz. Her sene hizmetlerimizi arttırmak zorundayız. 2011.2012.2013’ü Engelli Yılı ilan ettik. Engelsizmir’in iki uluslararası kongresini yaptık. 2018 yılında yine yapacağız. Bizim esas faaliyetimiz engelli diyebildiğimiz vatandaşlarımızın toplumun içine katılmaları, siyasete katılmaları, her konuda söz sahibi olmaları, eğitim, kültür, sanat bölümlerinde kendilerinin yapabileceği her şeyi yapmalarıdır.” dedi. “Sosyal engellilik artıyor.” İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Tokaç ise herkesin hayatının bir bölümde engelli olabileceğini vurguladı. Bu olguya bir doktor bakış açısıyla irdeleyerek saptamalarda bulunan Rektör Prof. Dr. Tokaç, “Sağlık insanın bedenen ruhen ve sosyal olarak iyilik halidir. Gördüğüm kadarıyla günümüzde bedensel veya zihinsel engelliler gibi sınıflamalarla daha yoğun ilgileniyoruz. Ama şunu unutmayın ki; toplumda gerçekten çok ciddi anlamda bir sosyal engelli kesim de var. Bu sosyal engelliler toplumun içerisinde giderek artıyor. Çocukların giderek internet bağımlısı olduğu, evlere kapanmalarının doğurduğu, sosyopat, psikopat tipler giderek artıyor. Öte yandan yaşımız ilerledikçe hepimiz engelli olacağız. Yürüyemez olacağız, belki baston kullanacağız, gözlük kullanacağız, zihni fonksiyonlarımızda sıkıntı olacak. Özetle önemli olan toplumumuzda böyle bir sorun olduğu ama bu sorunun hepimizde olabileceğini göstermektir.” dedi. Konuşmaların ardından Engelsiz Sanat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Özşeker’in öğrencilerin katılımıyla sahnelediği Farklı mıyız? Farkında mıyız? başlıklı farkındalık çalışması ilgiyle takip edildi. Dr. Orçun Berrakçay’ın şefliğinde konser veren İzmir Otizm Orkestrası ve Korosu, seslendirdiği birbirinden güzel şarkılarla beğeni kazandı. Gönüllü müzik eğitmenleriyle yerli ve yabancı şarkılar söyleyen otizmli gençler; hiçbir şeyin sanata engel olmayacağını, başarıyla seslendirdikleri birbirinden güzel şarkılarla bir kez daha ispatladı. İzmir Devlet Opera ve Balesi Sanatçısı Banu Dağcıoğlu Türkeli'nin önderliğinde engelli bireyleri dans sanatı ile buluşturan ‘Wheel Chair Dance Project’ Tekerlekli Sandalye Dans Grubu performansıyla göz doldurdu. 2013 yılından bu yana başarılı eserleri sahneleyen Ersin Evren, Mehmet Arık, Sinem Öntürk, Nur Özgül, Caner Türkseven, Nazan Atlı ve Neşe Aydemir’den oluşan grup, engelsiz dansın en güzel örneklerini İKÇÜ’yle buluşturdu.  

  • TÜRKİYE’DE İLK:”HEMŞİRE VE HASTALARA ÖZEL İLAÇ KARTI”

    TÜRKİYE’DE İLK:”HEMŞİRE VE HASTALARA ÖZEL İLAÇ KARTI” TC Sağlık Bakanlığı, Tıbbi İlaç ve Cihaz Kurumu tarafından düzenlenen “Akılcı İlaç Kullanımı Proje Yarışması’ndan İzmir Kâtip Çelebi Üniversite’sine birincilik geldi. İKÇÜ Sağlık Bilimleri Enstitüsü Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı'nda yüksek lisansını tamamlayan Uzman Hemşire Sibel Yöntem’ in, İKÇÜ Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Cem Kaplan danışmanlığında yürüttüğü, Yardımcı Sağlık Personellerine Yönelik En İyi Akılcı İlaç Kullanımı (AİK) Projesi birinci seçildi. Prof. Dr. Yusuf Cem Kaplan ve Uzm. Hem. Sibel Yöntem ödülünü, Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Eyüp Gümüş ile Türkiye Tıbbi İlaç ve Cihaz Kurumu Başkanı Dr. Hakkı Gürsöz’ün katıldığı törende aldı. İzmir Güney Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği desteğiyle… Uzman Hem. Sibel Yöntem tarafından İzmir İli Güney Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği’nde yürütülen bu proje kapsamında Tire Devlet Hastanesi’nde oluşturulan proje ekibinin özverili çalışmalarıyla hemşirelerin hizmet kalitesini artıracak kartlar geliştirdiklerini söyledi. Prof.Dr.Kaplan ve Uzm.Hemşire Yöntem’in tasarladıkları akılcı ilaç kartları sayesinde hemşireler tedavi esnasında kullanılan ilaçlar hakkında kolay ve etkili bilgiye ulaşıyor. Hastalar ise taburcu olduktan sonra verilen ilaçları en doğru şekilde kullanarak tedavi süresine katkıda bulunuyor. Pilot Hastane: Tire Devlet Hastanesi İKÇÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr.Kaplan, pilot hastane olarak, İzmir Güney Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği’ne bağlı Tire Devlet Hastanesi’nde akılcı kartları uygulamaya geçirdiklerini kaydetti. Hayati bir organ olan kalp üzerine etkili ilaçları ele aldıklarını belirten Prof.Dr.Kaplan, “Kardiyoloji Kliniği ve Koroner Yoğun Bakım Ünitesi, etkili ilaçların sıklıkla uygulanması ve bu ilaçların büyük bir çoğunluğunun taburculuk sonrasında da kullanımının gerekmesi nedeniyle pilot klinik olarak belirlendi. Klinikte en çok kullanılan ilaçlar listelendi. İlaçların; etkileri, yan etkileri, hemşirelerin ilaç uygulamalarında ve hasta eğitimlerinde göz önünde bulundurması gereken noktalar literatür taramasının ardından kartlara basıldı. Akılcı ilaç kartları klinikte  görevli 30 hemşireye dağıtıldı. ”dedi. “Kartlar hemşirelerdeki bilinç düzeyini yüzde 79’a çıkardı” İKÇÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Kaplan yaptıkları klinik ziyaretlerinde, hemşirelerin ilaçlar konusunda bilgi ihtiyaçlarının olduğu, ancak kaynak olmadığı için zaman zaman internetten araştırarak veya hekime sorarak bilgi edinmeye çalıştıkları geri dönüşünü aldıklarını söyledi. Prof.Dr. Kaplan, “Hemşirelerimiz, çalışma ortamındaki iş yoğunluğu nedeniyle her zaman erişebilecekleri bir kaynağa ihtiyaç duyduklarını ve böyle bir çalışmasının başlatılmasından dolayı memnuniyetlerini dile getirdi. İlaç bilgilendirme kartları kullanımı öncesi ve sonrasında uygulanan testte hemşirelerin bilinç yüzdesinin yüzde 44’ten yüzde 79’a yükseldiğini gözlemledik.” şeklinde konuştu. “Hedef tüm hastanelere yaygınlaştırmak” Projenin amaçlarının hemşirelerin farmakolojik bilgi düzeyini arttırmak, sıklıkla kullandıkları ilaçlar hakkında bilgi edinebilecekleri pratik, sürekli erişilebilir kaynak oluşturmak olduğunu vurgulayan Uzman Hemşire Sibel Yöntem ise “İlaç hataları ile ilgili hemşirelere yönelik yapılan çalışmaların sonuçlarında, ilaç hatalarına neden olan faktörler arasında farmakoloji bilgi eksikliği ilk sıralarda yer almaktadır. Hemşirelerin uyguladıkları ilaçlar hakkında yeterli farmakolojik bilgiye sahip olmamaları, güvenli ilaç uygulamaları için risk oluşturmaktadır. Hemşirelerimizdeki bilinç düzeyini arttıracak bu kartların tüm kliniklerde ve tüm hastanelerimiz için de yaygınlaştırılması planlanmaktadır.” dedi.  

  • İKÇÜ KALİTE YÖNETİM SİSTEMİ DIŞ TETKİK SÜRECİNE HAZIRLANIYOR

    İKÇÜ KALİTE YÖNETİM SİSTEMİ DIŞ TETKİK SÜRECİNE HAZIRLANIYOR İlk olarak TS EN 9001:2008 Kalite Yönetim Sistem Belgesini alarak kalite standartlarını tescillendiren İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, standardın 2015 versiyonuna geçiş için çalışmalarını yoğunlaştırdı. Aralık ayında TSE Ege Bölge Koordinatörlüğü’nce gerçekleştirilecek Kalite Yönetim Sistemi Belge Yenileme Tetkikine hazırlanan İKÇÜ, TS EN ISO 9001:2015 Kalite Yönetim Sisteminin uygunluğunu, yeterliliğini, etkinliğini ve sürekliliğini, düzenlenen ‘2017 Yılı Yönetimin Gözden Geçirme Toplantısı’ ile masaya yatırdı. Yılda en az bir kere düzenlenen Yönetimin Gözden Geçirme Toplantısı’nda, Strateji Geliştirme Daire Başkanı Erkan Küçükkılınç, Kalite Yönetim Sistemi çalışmaları (KYS) ve İç Tetkik Sonuçları doğrultusunda değerlendirmelerde bulundu. Toplantıyı, Rektör Prof.Dr. Mehmet Tokaç, Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Adnan Kaya, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Bumin Nuri Dündar, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Ertuğrul Deliktaş, Turizm Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Atilla Akbaba, Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Semih Engin, Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Bora Bağış, Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Fikri Salman, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdür Prof.Dr. Ahmet Koyu, Genel Sekreter Nurettin Memur, Dekan Yardımcıları, Fakülte Sekreterleri, Daire Başkanları, Kalite Komisyonu üyeleri, Şube Müdürleri ile fakülte ve birimlerin gelen Kalite Birim sorumluları takip etti.  “Aralıkta Dış Tetkik yapılacak” Kalite Yönetim Sistemi Standardının 2015 versiyonuyla ilgili yeni bir belgelendirme sürecinin başladığını hatırlatan Strateji Geliştirme Daire Başkanı Erkan Küçükkılınç, “Aralık ayının 18’i ile 22’si arasında TSE Tetkikçilerini üniversitemizde ağırlayarak belgelendirme sürecini tamamlayacağız. 2015 versiyonu çerçevesinde İKÇÜ Kalite Politikası revize edildi. Politikamızı, üniversitemizin misyon ve vizyonuyla uyumlu ve bir “araştırma üniversitesi” olma stratejimizi destekleyecek şekilde tasarladık. Eksikliklerimiz tabii ki var. Yapılması gerekenlerin bilincindeyiz. Bunlarla ilgili çalışmalarımıza ağırlık veriyoruz. Kalite anlamında tamamlanması gereken noktalar, iç tetkik sürecinde birimlerimizle paylaşıldı. Başkanlık olarak Üniversitemizin TS EN ISO 9001:2015 Kalite Yönetim Sistemi Standartlarını sağlaması adına akademik ve idari tüm birimlerle özveriyle çalışıyoruz.” dedi. “Sırada İKÇÜ’nün 2019-2023 stratejik planlaması var” Risk temelli düşünme vasıtası ile süreç yönetimine önem verdiklerini vurgulayan Başkan Küçükkılınç, yeni stratejik plan çalışmalarını tüm bu çalışmalar doğrultusunda başlatacaklarını söyledi. Küçükkılınç, ”Önümüzde 2019-2023 stratejik planlaması en önemli husus. Çünkü stratejik planlama bu işin temelidir. Risk analizi ve süreç yönetimini orda tanımlamamız gerekiyor.” diye konuştu. “İşlerin denetlenebilir ve şeffaf olması çok önemli.” Rektör Prof.Dr. Mehmet Tokaç ise İKÇÜ’nün Kalite Yönetim Sisteminin uygunluğunu tescillemesinin önemine değindi. Yapılan tüm işlerin Kalite Yönetim Sistemi Standartlarına uygun olarak sürekli iyileştirmeyi hedeflediğini aktaran Prof.Dr. Tokaç,  “Elbette ki yapılan işlerin dokümante edilmesi, denetlenebilir ve şeffaf olması çok önemli. Kalite süreçlerindeki uyulması gereken şeyleri mutlaka yerine getirmeliyiz. Ama tüm bu işler yapılırken birim çalışanlarına da ekstra bir iş yükü yüklenmemesi gerekiyor. Mümkün olduğu kadar bu başlıkları sadeleştirmemiz gerekiyor. Sistemi de etkin hale getirmemiz gerekiyor.” şeklinde konuştu.  

  • İKÇÜ ÇALIŞANLARINA PROTOKOL KURALLARI EĞİTİMİ

    Doç.Dr.Öter, “Protokol kazaları ülkeleri karşı karşıya getirir” İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Personel Daire Başkanlığı, Hizmet İçi Eğitim Programları kapsamında iki ayrı eğitime ev sahipliği yaptı. İKÇÜ Turizm Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zafer Öter tarafından verilen “Ofiste Protokol ve Görgü Kuralları” ile “Davet, Ziyaret, İkrama Dair Protokol ve Görgü Kuralları” başlıklarındaki eğitimlere katılım yoğun oldu. Kurallara uyulmamasından kaynaklı protokol kazalarının krizlere yol açabileceğini kaydeden Doç.Dr. Zafer Öter, “Protokol Kuralları” ya da öteki anlamıyla “Resmi Nezaket Kuralları”nın bilinmesi ve mutlaka uygulanması gerektiğini söyledi. Doç.Dr. Öter, tarihimizde nezaket kurallarına oldukça önem verildiğine dikkat çekti. Doç.Dr. Öter,” Osmanlı Devleti, teşrifat olarak bilinen protokol ve tören kurallarına muazzam derecede önem gösterirdi. Protokol kuralları, her ülke için önemli olmakla birlikte, İspanya, Rusya, Almanya, Birleşik Krallık, İtalya, Avusturya, Türkiye gibi kimi ülkelerde çok daha büyük önem taşır. Özellikle Fransa’da protokol kuralları, bir tür dini kurallar bütünü haline gelirken protokol, XIV. Louis’nin deyimiyle “herkesin üstünde bir tür din” olarak kutsanır.” dedi. “Ülkelerarası krize bile neden olabilir.” Protokol sıralamalarının bilinmesi ve kuralların doğru uygulanmasının kurumlar açısından oldukça önemli olduğunu vurgulayan Doç.Dr. Öter, “Bu sıralama resmi toplantılarda, törenlerde, resmi kabullerde, davet ve ziyafetlerde titizlikle uygulanmalıdır. Protokol sıralaması hiyerarşik bir ast-üst sıralaması olmasa da, ulusal veya kurumsal bir “itibar sıralaması” olması nedeniyle önem taşır. Kurumsal, kurumlar arası ve uluslararası bütün toplantılarda, oturma düzeni ulusal ve kurumsal unvan ve kıdeme göre yapılır. Kurallara uyulmaması örneğin uluslararası bir toplantıda ülkelerarası krize bile neden olabilir. O yüzden bu alanda çalışan kişilerin eğitimli olması gerekir. Geçmişte, protokol kaideleri sebebiyle savaşlar çıktığı, kralların denkliklerinin uluslararası anlaşmalara konu olabildiği bilinmektedir. Örneğin Türkiye’nin İsrail Büyükelçisinin alçak koltuğa oturtulmasında yaşanan protokol krizi dikkate alındığında, protokollere ilişkin bu tutumsal ve davranışsal boyutların ne kadar önemli olduğu anlaşılır.” diye konuştu. “Protokolde makam sahipleri, misafirler ve kadınlar öncelikli”  “Protokolde kimse kendi değildir, unvanı ve temsil ettiği makam önemlidir' diyen Doç.Dr. Öter, çay içmekten kravat takmaya, konuşmaya kadar pek çok konuda nasıl davranılması gerektiğinin özellikle bürokratlar tarafından iyi bilinmesi gerektiğini söyledi. Doç.Dr. Öter, “Protokolde yöneticiler (makam sahipleri),misafirler ve kadınların konumlarının titizlikle ön plana alınması gerekir. Protokol kurallarına göre makam arabalarına oturmanın da bir kuralı var. Makam arabalarında arka sağ bir numaralı makamın; arka sol iki numaralı makamın; şoförün yanı üçüncü makam veya kişinindir. Protokolde bürokrat eşleri yönetici statüsündedir. Bir bayan içeri girince erkekler ayağa kalkar, odadan önce bayan çıkar, protokolde önce bayan oturur. Bayanla tokalaşmak için önce erkek el uzatmamalı, ancak bayan uzatırsa ona mukabele edilmelidir. Protokolde el öpme, yanaktan öpüşme yoktur. Bu sadece resmi olmayan, samimi ilişkilerde olabilir.” dedi. “Kültürlerimiz farklı ama nezaket kurallarımız aynı” İster özel sektör ister devlet kurumu olsun her alanda bilinmesi gereken nezaket kurallarının o toplumun bir aynası olduğunu kaydeden Doç.Dr.Öter, “Evimize gelen misafire, iş yerinde ağırladığımız konuğa ya da günlük hayatımızın herhangi bir diliminde bu kurallara uymak yaşantımızı kolaylaştırır. Birbirimize olan saygımızı geliştirir. Yolda yürürken bile karşımızdan gelen yaşlıya ya da bir kadına olan nezaketli davranışlarımız bizim kişiliğimizi yansıtır. Bu kurallar bireylere, toplumlara gelişmişlik katar. Her ülkenin farklı kültürleri vardır ama nezaket kuralları ortak paydadır.” şeklinde konuştu. İki gün süren eğitimlerin sonunda Personel Daire Başkanı Hayri Karaca, Doç.Dr. Öter’e teşekkür belgesi takdim etti. Katılımcılara da teşekkür eden Karaca, eğitimlerin farklı başlıklarda sürdürüleceğini söyledi.  

Toplam 103
Başa Dön